Bozulduğu zaman dünyanın en tehlikeli yaratığı İNSAN.. Bunu Neden söyledim biliyor musunuz ?. Her zaman söylüyorum ekonomik verilerle, sağlık verilerini karşılaştırdığında tercih sebebinde kalırsanız, mutlaka bir seçeneğin ağır bastığını zamanla görürsünüz. İkisini de bir arada sıkıntısız götürmek dahası düzlüğe çıkmak, ciddi bir yönetim şekli gerektirir.

Bazı saçma sapan düşüncelerin ortaya konduğu, özellikle ne gerek var bu kadar hastaneye demek deyim yerindeyse tam bir salaklık göstergesidir ki izah tarzı anlatma gereği yoktur bu sığ düşüncelere…

AĞIZLAR DİYARE OLMUŞ KESİM!..

Bir diğer konu ise ağzı:  (Diyare) olmuş  (İshal veya diyare dışkının sık olarak sulu veya yumuşak çıkması durumudur) bir takım memleket kurtarıcıları yapılan her yararlı işe bir kulp bulmak için, sürekli olarak olumsuz ve negatif düşüncelerini toplumla paylaşma gereği duyuyorlar. Moral ve motivasyona en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde insanlarımızın elbette devletinden tam da bugünlerde ihtiyaçlarına çözüm beklerken bu diyare kısmın, moral bozması da ayrı bir trajedi bence..

Maske ve eldiven konusunda amma da sabırsızmışız. 83 milyonluk memleketimde o kadar kolay değil hemen çözüm bulmak ..Biraz sabır gerektiren bu dağıtım işi elbette çözümünü bulacak. Başka kanallar yardımıyla dağıtımın yapılması ise maalesef bir dizi suiistimaller zincirine fırsat tanıyor ülkemizde..

Mücbir sebep, pandemi yani olağanüstü durum yaşayan güzel ülkemiz, insanların tabi ki bazıları, bazı guruplar sıkıntılı zamanları kabusa çevirmek için özellikle çalışıyorlar maşallah..

Çıkmayın deniliyor. Tamirhaneyi payvona çeviriyorlar. Siyah maske hiçbir işe yaramıyor deniyor, herkes onu takıyor. Hatta yıkayıp yıkayıp ağızlarına yapıştırıyorlar.. Ekmek gıda sıkıntısı olmayacak deniyor, vatandaş kapalı saatlerde market şarküteri kuyruğunda sosyal mesafeyi bırak itiş kakış mal alma derdine düşüyor.

HER KAFADAN AYRI BİR SES

Her gün televizyonlara çıkan bugüne kadar çalıştığı dalı bile hatırlamadığımız kelli felli adamlar, süreç ile bilgili ahkâm kesiyorlar ama sanki söz konusu virüsle (corona) 3 aylığına anlaşma yaparak tarih veriyorlar. Şu gün düzelecek, bugün düzelecek diye. Hayvanlarda hiçbir bulgu olmadı dendi, yurt dışında bir hayvanat bahçesinde kaplanda virüs izine rastlanıldı. Bebeklerde yok denildi 28 günlük bebek corona’lı çıktı. Sosyal mesafe 1 metre denildi, ağır ve havada duramayan virüs için şimdi de 920 derece ateşe dayanabilen ve sosyal mesafenin 4 metre olması gerektiğini söyleyen fikirler ortaya atıldı. Yan sözün kısası yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal misali. Şimdi de ikinci dalga gelecek korkusu daha kötü sonuçlar getirecek endişesi var.. Şu sıralar siyasette bu zor zamanda sahneyi kimseye bırakmıyor. Devlet ben her şeyi çözeceğim diyor. Belirli guruplarda hayır bizde varız diyorlar. Devletin kurumlarıyla ortaklaşa iş yapılması gerekirken, devlet yetişemiyor bahanesiyle herkes kendi prim hesabını arttırma derdine düşüyor. Büyükşehir belediyeleri misali..

Yahu bir birliktelik yaşayacağız şu sıkıntılı günlerde. Bir türlü yan yana gelemiyoruz. Tek vatan, tek devlet, tek millet düsturunu kafamıza göre çizmeye çalışıyoruz. Herkes ayrı bir terane okuyor, sonra kendi anlattığına kendi inanmıyor çok garip..

GASTRONOMİ SIKINTIYA SOKULUYOR

Gelelim kendi memleketim Afyona.. Şu sıralar can sıkıcı durum olan et ürünleri ve sucuk olayları. Gastronomi adayı şehrimizde son zamanlarda yaşanan bu olumsuzlar milletin keyfini kaçırıyor. Sanırım bu işte en çok Sayın Valinin canı sıkılmıştır. Devletin kurumu Tarım bakanlığı veya Tarım müdürlüğü açıklama yapıyor. Millet kabahati kuruma çıkarıyor ilimiz adı kirleniyor diye.. Allah, Allah bu nasıl iş.. Sözde hata gibi görülen Hatayı devletin kurumuna yaftalayan tuhaf bir gurupta var. Mümkün mü devletin resmi kurumu böylesine ölümcül bir hata yapsın? Veya bir firmaya takıntılı olsun? Herkes işine ve menfaatine göre davranış sergilemeye kalkıyor pes diyorum pes.

İNTERNET YASASI ACİL ÇIKMALI

Şu dönemde sosyal medyanın dijital çağın ve gazetelerin önemli olduğu sıklıkla takip edildiği bir çağa girdik. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak bu gün gibi aşikâr. İstenildiğinde Ne kadar tehlikeli bir silah olduğunu artık herkes anlamıştır sosyal medyanın kötü ellerde olduğu zaman ki gücünü.. Vazgeçilmez bir nimet olan bu alan artık kötü ve çıkar amaçlı rencide edici tiplerin elinden süratle kurtulmalı. Hala daha askıda olan ve sonucunun belli olmadığı bir dijital internet yasasının akıbetini doğrusu beni baya bir düşündürüyor. Henüz kanunlaşmayan yasası olmayan sosyal mecra gün geçtikçe gücünü katlayarak arttırıyor. GAZETELER ARTIK MİADINI DOLDURDU. NE KADAR ESKİMEZ DENİLSE DE MODERN ÇAĞ ARTIK DİJİTAL DÜNYANIN ETRAFINDA DÖNÜYOR. İstenilirse bu mecrada milyonları kitleyebiliyor, istenirse büyük toplulukların beyni yıkanarak her türlü saldırıya maruz bırakılıyor insanoğlu.. Devlet yerel gazetelerin yaşaması için (resmi ilan bedeli) adı altında aslında yerel basına dahası sadece gazetelere yıllardır destek oluyor. İstese bu yardımı vermeyebilir duvar ve ilan panolarıyla internetle çok büyük yük olan bu durumdan kurtulabilir. Çok ciddi kabı önleyebilir. O zaman gazeteler biz ne yapacağız yaygarası yapacaklar bende diyorum ki sokağa çıkıp reklam çalışması yapacaksın. Yıllardır bedava aldın aldın, kadrolarında bir sürü hile hurda yaptın, 7 asıl kadro yerine, eşini dostunu akrabanı bu imkândan bedava faydalandırdın. Şimdi artık biz zahmet azıcık sokağa çık ve asıl görevini yap diyorum.

Kalın sağlıcakla..