TURİZM-SAĞLIK

ALMANYA-BERLiN HATTI

Uçağımız Lufthansa. Türk hosteslerle başladık anadilimizi kullanmaya . Havaalanı, otel ve şehirde devam ettik Türkçeye. Hakkını yemeyelim, arada Almanlar ve diğer etnik gruplar da var Berlin’de. Almanlar genelde beyaz yakalılar. Yani yönetici konumundalar. Masabaşı çalışıyorlar. Bu nedenle mesai saatlerinde görünürde azınlıktalar. Sokak işleri, büfe,  temizlik, garsonlar, taksi şoförleri, tezgahtarlar genelde Türk. Berlin’in “Kreuzberg” semtinde ise hiç yabancı yok. Ay pardon, Alman yok. Onlar bu semtte turistler. Berlin duvarında turistlerle fotoğraf çektiren turistik ve “nostaljik Doğu Alman askeri” bile Türk.

Berlin’e geliş nedenimiz ITB Turizm Fuarı. Bu fuarı 3 günde dolaşmak mümkün değil.  Berlin’de olduğumu duyan ve beni arayan Türk meslektaşlarımla buluşmam, görüşmem zor görünüyor. Bu durumu fuar müdavimi bir arkadaşımla paylaşırken; “Sen merak etme, bu akşam seni bir yere götüreceğim ki orada fuara gelen tüm Türkleri elinle koymuş gibi bulacaksın” dedi. Dediğini de yaptı. Fuar çıkışı beni bir Türk’ün işlettiği adını “av tanrıçası”ndan alan mekana götürdü. Arkadaşım; “adettendir, kendini evinde hissedersin” diyerek bana bir bornoz verdi. Eşyalarımızı dolaba kilitleyip “av tanrıçası”ndan içeri süzüldük. Burası birkaç katlı bir mekan. Bu mekan aynı zamanda bar, cafe, disco, sinema salonu, restoran, show club. Hani “hepsi bir yerde” konseptinde bir yer. Elbet ben buradan pek hoşlanmadım. Ama içimizde gazetecilik dürtüsü var. Sonuçta arkadaşlarımı bulmak ve şehri gözlemlemek için buradayım. Al işte ispatı ve yazıya katkısı…

Henüz içeceğimizi elimize almadan etrafta onlarca Türk arkadaşımızı gözlemliyoruz. Kimi gözünü kaçırıyor, kimi toptan masanın altına kaçıyor. Sobelenince yekten söylüyor; abi, bana “ayıdan post, gazeteciden dost olmaz dediler, masa altına kaçtım“.

Dedim; Korkma. Bizden laf çıkmaz!. Bir süre sonra hepsi rahatlıyor ve klasik Türk tüccar muhabbetine dalıyoruz. Hmm içeride 1000 kişi vardır. 70 euro dan 70.000 euro yapar. Masraf şu kadar olsa… Vay beee. Ne para. Helal olsun.

Şehirde alt yapı harika. Alttan, üstten, tramvay, metro ve trenlerle şehir baştan başa demir ağlarla örülmüş. Biz, bir Metrobüsümüz var diye böbürleniyoruz ama yüzlerce otobüsten birinin kaza veya arızası halinde tüm şehri kilitliyoruz. Neden raylı sistem değil? deyince de “tren köprüyü geçemiyor” diyoruz. Trenle geçme kardeşim. İsteyen otobüsle aktarma yapsın.

Bence Almanya’da ki 3 ve 4. nesil gençler harikalar. Alman eğitim ve disiplini ile Türk zekasının kıvraklığı ortaya her iş kolunda bir Mesut Özdil çıkartmış.

Futbol’da Mesut’un yanı sıra, Siyasette Cem Özdemir, Turizm’de Vural Öger, Ticarette Kemal Şahin, Sinemada Fatih Akın, Mehmet Kurtuluş, Otomotiv (Mercedes) Bülent Akgöl, Televizyon Nazan Eckes v.s gibi..

Uzun süre Avusturya’da okumuşluğum, yaşamışlığım vardır. Avusturyalılara kefil olamam. Ancak yeni nesil Almanlar, aynı kökene sahip Avusturya ve İsviçrelilere göre, diğer etnik guruplarla birlikte yaşamak için çok daha eğitimli ve eğilimliler. Tek çekincem; Almanya ekonomik darboğaza girerse ne olur? Bilemem.

(Sözüm Neo-Nazi’lerden dışarı)

Şehir turumda Brandenburg kapısı, 386 metre yüksekliğindeki televizyon kulesi, Reichstag, Batı-Doğu Almanya geçiş kapısı Checkpoint Charlie ve Kreuzberg’i zevkle gezdim ancak Pergamon Museum yani “Bergama müzesi”ni gezerken içim acıdı. Evinizden çalınmış malları başkasının evinde görürseniz nasıl bir hisse kapılırsınız?… İşte öyle bir şey.

Müzeyi çeşitli ülkelerden gelen arkadaşlarımla gezdim. Alman arkadaşlarım ise kendisine gösterilen tepkiler üzerine özel izinle bir müze yetkilisini bizlerle görüştürdü. Konuşmasının özeti şöyle; Osmanlıda, 1874 yılında kabul edilen nizamnameye göre, toprak altından çıkartılan tarihi eserlerin üçte birlik kısmı Osmanlı Devleti’ne, 3/2 si ise eserleri bulan kişilere aittir. Carl Humann 1865 yılında yol çalışması için geldiği Bergama’da 9 sene süren arkeolojik kazılar yapmıştır. Neticede Humann;Telephos’un 35 küçük kabartması ve Zeus Sunağı’nın 94 büyük kabartmasını bulmuştur. Bunlar da 1874 yılında çıkarılan bu nizamnameye göre yani Padişahın izni ile Almanya’ya getirilmiş ve bu müze oluşturulmuştur.  Haydi buyurun, kime kızarsanız kızın.Bir sonraki gezimizde bakalım nerelerde olacağız. Sağlıcakla kalın.

Please follow and like us:

Comment here